Bir muhteşem dönüşüm

21

Hani “Taşı sıksa, suyunu çıkarır” derler ya… Tam da öyle. Genç, çalışkan, gözlerinden ateş fışkırıyor. Başka türlü de mümkün değil zaten 2 yıl içinde böyle mesafe alabilmek. Yurtdışından granit ithal ederken 2018 Ağustos ayında ihracata dönme kararı alan ve dikkat çeken adımlar atan Ak Mermer Granit Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Çelik’le Muğla’daki deposunda buluştuk. Doğaltaşla yoğrulmuş bir genç vardı karşımıza. Babası ve amcasının 1984’te kurdukları şirket çizmiş onun kaderini. Mermercilik de ‘Katrak sesiyle büyüdüm’ diyecek iliklerine işlemiş. Eğitimini tamamlayıp 2010 yılında şirketin yönetim kademesinde görev almaya başlamış. Becerisiyle şirketin direksiyonunu kısa sürede ele almış, örnek bir ‘Y Kuşağı’ profili.

2014 yılı ilk dönüm noktası olmuş onun için. Babası ile amcasının yollarını ayırması, şirketin ocak ve üretim faaliyetlerine son vermesinin ardından pazarlama atağına kalkmış… O dönemi heyecanla anlatıyor: “Pazarlama olmadan hiçbir şeyin satılamayacağını kabul ettim ve yola çıktım. Türkiye’yi karış karış dolaştım. Nerede doğaltaşla ilgili bir kapı gördüm, gidip çaldım. Bu pazarlama atağı bana tam 400 müşteri kazandırdı. 2003 yılından bu yana Hindistan’da faaliyetlerimiz vardı. Oradan granit ithal ediyor, adeta siparişlere yetişemiyorduk. Sonuçta Türkiye’nin ilk 3-4 granit deposundan biriydik. Taa ki 2018 Ağustos’a kadar. Dolar ne zaman 7 lirayı gördü, biz yeni bir rota çizmeye karar verdik.”

O rota da ithalatçı kimliğini ihracatçı kimliğine dönüştürmek olmuş. Nasıl mı? Anlatıyor Tarık Çelik: “Bir iş için Dubai’deydik. Çalışma arkadaşımla birlikte birbirimize söz verdik. Bir konteynır bile olsa sipariş almadan Türkiye’ye dönmeyecektik. Daha ilk günden de siparişi aldık. O malı gönderdik, tekrar sipariş aldık. Ve sürekli artan bir hızla da ihracata devam ettik. Daha ilk yılımızda çok iyi ihracat rakamlarına ulaştık, yeşil pasaport almaya hak kazandık. Tabii bunun bir karşılığı var. 2 sene boyunca biz adeta hayatımızdan vazgeçtik. 2019 yılında 10 kez iş için yurtdışına gitmişim. Yurt içinde ayda 15 bin kilometre yol yapmışız. Çalışınca oluyor! İstanbul’da ofisimde oturayım, sporumu yapayım, ailemle yemeye gideyim! Bunu ben de biliyorum ama bizim ekibin bir sloganı var. Herkes konuşur, biz çalışırız!”

Ama işin üretim tarafından gelen Tarık Çelik’in canını sıkan şeyler de yok değil. Üreticilerin durumuna vurgu yapıyor, devam ediyor: “Biz 1984’ten bu yana üretici bir aileyken, üretimden uzaklaşıyoruz. Neden? Çünkü Türkiye’de doğaltaşın üretimini yapanların büyük bölümü para kazanmıyor! 3-4 dolara liman teslimi mal satılıyor, benim içim acıyor! Bu taşın fiyatının artması bizim için asıl amaç olmalı. Üretici dik durmalı, gerekirse Enerji Bakanlığı bu konuya el atmalı. Biz burada 4 dolara düşen taşın değerini zar zor 5 seviyesine çektik. Ama pandemi her şeyi yerle bir etti. Bizim gibi ikinci, üçüncü kuşak mermercilerin de taşın değerini bilmeyen bu kafa yapısını değiştirmesi gerek. Ben gözümün önünde batan çok adam gördüm ve neden battıklarını da biliyorum. Kasıntı olmayacaksın, çalışacaksın. Kurumsallaşmaya karşı değilim ama mutlaka kontrol merkezinde olmak zorundasın.”