Rakamlarla Çin ekonomisi

44

Türkiye’nin Çin Büyükelçisi Abdülkadir Emin Önen, TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi) tarafından düzenlenen ‘Covid-19 sonrası Çin’de ihracatçılar için hangi fırsatlar var’ konulu programa konuk oldu. TİM Başkanı İsmail Gülle ve moderatör Hakan Çelik’in sorularını yanıtlayan Önen, Covid-19 sürecine, sürecin etkilerine ve Çin ekonomisinin rakamlarına dair önemli bilgiler verdi. Önen, “Bu kriz nasıl olsa bitecek. Bittiği zaman hepimizin çok daha hazırlıklı, çok daha hızlı olması gerekecek. Elimden geldiğinde Türkiye’den canlı bağlantılara katılmaya, burada biriken tecrübeyi paylaşmaya özen gösteriyorum” dedi.

“ÇİN ÜLKE DEĞİL, KITA OLARAK DÜŞÜNÜLMELİ”

İlk olarak virüsün ortaya çıkış sürecini değerlendiren Büyükelçi Önen, “Öncelikle bizim Çin’i doğru algılamamız gerek. Çin deyince bir ülke değil, bir kıta anlaşılmalı. Buradaki 22 eyaleti de bir ülke olarak düşünmek gerek. Mesela virüsün ortaya çıktığı Hubei eyaleti Çin ekonomisinin yüzde 4’ünü oluşturuyor. 60 milyon nüfusu var. Avrupa’daki birçok ülkeden büyük bir eyalet. Yani Hubei’yi bir ülke olarak düşündüğümüzde, dünyanın en büyük 21. ülkesi çıkıyor karşımıza! Ekonomisi Arjantin’den, Belçika’dan, Güney Afrika’dan büyük bir yer Hubei. Buradaki ilk vaka 13 Aralık’ta tesbit ediliyor. Ardından bu durum 31 Aralık’ta Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) bildiriliyor. 10 Ocak’ta ilk ölüm gerçekleşiyor ve 541 vaka takip ediyor. Derken 23 Ocak itibarıyla Wuhan şehri, 24 Ocak’ta Hubei eyaletinin her yerinde karantina ilan ediliyor. Bununla birlikte Hubei’nin Çin ile tüm irtibatı kapatılıyor” dedi.

“4 BİN 642 ÖLÜMÜN 4 BİN 512’Sİ HUBEİ’DE”

Salgın konusunda Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) hatalı olduğunu da belirten Önen, “Bu salgın 13 Aralık’tan 23 Ocak’a kadar pandemi haline geldi. Bence DSÖ de hatalar yaptı, zamanında doğru kararları alamadı. Çünkü salgın ilk başladığı zaman seyahat ve ticaretin önünde bir engel olmadığını söylemişti DSÖ. Çin bunun tam tersini yaptı. Hubei’nin tüm dünyayla ulaşımını kesti. Seyahat ve izolasyona dikkat edilmediğinde neler olacağını bugün tüm dünya yaşamakta. Çin’de bugüne dek görülen vaka sayısı 84 bin 237. Bunların 68 bin 128’i Hubei’de. Aynı şekilde Çin’de meydana gelen toplam 4 bin 642 ölümün de 4 bin 512 Hubei’de gerçekleşti” ifadelerini kullandı.

“15 GÜNDÜR ÇİN’DE YENİ VAKA YOK”

Kendisine “Bu virüs dünyaya çok hızlı yayıldı ama Çin’de nasıl yayılmadı” şeklinde sorular geldiğini hatırlatan Çin Büyükelçisi Önen, “Hubei’yi çok sıkı bir karantinaya alınması burada önemliydi. ‘Çin başardı mı, salgın bitti mi’ diyenler de oluyor. Tam anlamıyla bir başarıdan söz etmek için çok erken. Çünkü tedavi süreçleri devam ediyor. Ama son 10-15 gün içinde Çin kaynaklı yeni vaka olmadı. Bu sevindirici. Çin’in korktuğu asıl tehlike, ikinci bir salgın dalgası. Buna da yurt dışından gelenlerin sebep olması. Çünkü artık salgının merkezi ABD ve Avrupa. Buralarda da çok sayıda Çinli var. Onların ülkelerine gelişleri bile çok sıkı kontrol altında, çok ciddi önlemler söz konusu. Türkiye’den farklı önlemler de var. Mesela site, apartman girişlerinde herkes kendi evine dahi bir kimlikle giriyor. Bu kart dışında kimse giremiyor. Misafir kabul edemiyorsunuz. Siparişler sitenin kapısına kadar geliyor. Siz aşağıya inip alıyorsunuz. Sokakta maske takma zorunluluğu ilk günden beri devam ediyor. Taksilerde müşteri mutlaka arka koltuğa oturtuluyor. Ve arada biz izolasyon malzemesi bulunuyor. Yan koltuğa müşteri alınamıyor. Ülkeye yabancıların girişi tamamen durduruldu. Tüm ülkelere karşı aynı tutum var. Her ülkeden haftada sadece bir uçuşa izin veriliyor. İşyerlerinde 50 metrekareye bir kişi düşecek şekilde çalışmaya izin veriyorlar. Çoğunluk halen evlerinden çalışıyor” diye konuştu.

Çin Büyükelçisi Abdülkadir Emin Önen, Xiamen Stone Fair 2019’da dergimizi incelemişti.

RAKAMLARLA ÇİN EKONOMİSİ

Ardından Çin ekonomisine dair çarpıcı rakamlar veren Büyükelçi Emin Önen, “2002 yılında dünya ekonomisinin büyüklüğü 34.7 trilyon dolardı. O tarihte Çin ekonomisinin büyüklüğü 1.48 trilyon dolar. Dünya ekonomisinden aldığı pay yüzde 4.3. 2019 sonu itibarıyla dünya ekonomisinin büyüklüğü 86.6 trilyon dolara ulaştı. Çin ekonomisinin büyüklüğü ise 14.2 trilyon dolar. Dünya ekonomisinden Çin’in aldığı pay yüzde 16.3. Hatırlarsanız 2002 yılında da bir SARS krizi vardı. Bu rakamlarla baktığınızda dünya ekonomisi Çin’in durumundan elbette etkilenecektir. Zira Çin 2.6 trilyon dolar ihracat, 2.2 trilyon dolar ithalat yapıyor. Dünyadaki 56 ülkenin en çok ihracat yaptığı ülke Çin. Ayrıca 64 ülkenin en çok ithalat yaptığı ülke konumunda. Çin ekonomisi 2020’nin ilk çeyreğinde yüzde 6.8 daraldı. 2019 yılında yüzde 6.1’lik büyüme gerçekleşmişti ki, bu son 29 senenin en düşük büyüme oranıydı. Ülkenin ihracatı yüzde 13.3, ithalatı ise yüzde 2.9 oranında düştü. Çin’in hizmet sektöründeki kaybı ilk 2 ay sonunda 300 milyar doların üzerinde. Özellikle otomotiv sektörü yüzde 80 küçüldü. Tekstil, bilgisayar, elektronik gibi sektörler de krizden çok etkilendi. Bu küçülmeler, dünyadaki büyük şeyleri tetikleyecek gibi görünüyor.

“ÇİN YÜZDE 80 NORMALE DÖNMEYE BAŞLADI”

Çin’in yavaş yavaş normalleşme sürecine girmeye başladığını da ileten Önen şöyle devam etti: Çin’de hayat yavaş yavaş normale dönüyor. 100 günü geride bıraktık burada. Tarım işçilerinin hemen hemen tümü işbaşı yaptı. Bu oran perakende sektöründe yüzde 70, tedarik zincirinde yüzde 60 düzeyinde. Üretim bazlı olmayan işyerlerinde ise evden çalışma sürüyor.  Çin’in tümüne baktığımızda yüzde 80’in normale dönmeye başladığını söyleyebiliriz. Ticaret önünü görmeyi, plan yapmayı, istikrarı sever. Sürecin en kötü tarafı muğlaklık. Ekonominin en büyük tehdidi o.”

“TÜRKİYE’NİN HEDEFLERİNE ÇİN’SİZ ULAŞMASI ÇOK ZOR”

Büyükelçi Önen, Türkiye-Çin ilişkilerini de değerlendirdi. Önen, “Eğer biz buradan bir fırsat yakalamayı düşünüyorsak, ilk olarak iğneyi kendimize batıracağız. Buraya asla alternatif pazar demeyeceğiz. Burayı bir ana pazar olarak görmediğimiz sürece o noktaya gelemeyiz. Ben holding patronundan en küçük esnafımıza kadar herkese yardıma hazırım. Ama önce buranın yolunu öğreneceğiz. Burası Uzakdoğu değil. Bizim kafamızda uzaklaştırmışlar. Buraya Uzakdoğu diyenler burada büyük ticaretler yapıyor. Buradan korkmamamız gerekiyor. Bu toplum ürettiği kadar tüketiyor. Örneğin orta sınıf diye bir sınıf var burada. 400 milyonluk bir nüfusa karşılık geliyor. Bu sınıfın yıllık geliri 25 bin doların üzerinde . Ve alışkanlıkları her yıl daha da lükse gidiyor. İki ülke arasında şu ana kadar potansiyelinin çok gerisinde ilişkiler var. Bizim Türkiye olarak iktisadı hedeflerimiz var. Bu hedeflere Çin’siz ulaşmak, Asya’sız ulaşmak çok zor. Geçtiğimiz haftalarda bizim Varlık Fonumuz ile buradaki Sinosure arasında 5 milyar dolarlık bir anlaşma yapıldı. Bu bile, önümüzdeki süreçte Türkiye-Çin ilişkilerinin nasıl bir ivmeyle hızlanacağının göstergesi. Burada bize düşen hem fuarlarla katılıp Çin’e daha fazla ürün satmak hem de Çinli yatırımcıyı daha fazla Türkiye’ye getirip daha fazla üretim yaptırmak” dedi.