Ana Sayfa Blog Sayfa 11

İMİB Tarım ve Orman Bakanlığı ile bir araya geldi

0

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB), Tarım ve Orman Bakanlığı ile bir araya gelerek madencilik sektöründeki sorunları ve çözüm önerilerini masaya yatırdı. Toplantıda, orman izin bedellerinden maden haklarının güçlendirilmesine, tarım ve madenciliğin uyum içinde çalışabileceği projelerden alan kısıtlamalarının kaldırılmasına kadar birçok önemli konu ele alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı ile oluşturulan Ortak Çalışma Grubu’nun da sektörün sürdürülebilir bir yapıya kavuşması ve yer altı kaynaklarının ekonomiye kazandırılması için yol haritaları belirlemesine karar verildi.

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu, madencilik sektöründeki sorunları ele almak ve çözüm önerileri geliştirmek amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı ile bir toplantı düzenledi. Toplantıya, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, Orman Genel Müdür Yardımcısı Kenan Akduman, İzin ve İrtifak Daire Başkanı Ahmet Köle, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Batal ve Yönetim Kurulu Üyeleri katıldı. Toplantıda, Türkiye’nin yer altı kaynaklarının ekonomiye kazandırılması ve dışa bağımlılığın en aza indirilmesi gibi stratejik hedeflerin yanı sıra, madencilik sektörünün gündeminde yer alan konular masaya yatırıldı. Bu doğrultuda, Tarım ve Orman Bakanlığı ile düzenli aralıklarla yapılacak istişare toplantılarında sorunların çözümü ve izlenecek yol haritalarının belirlenmesi hedefleniyor. Ayrıca, toplantıda alınan karar doğrultusunda, sektörün sorunlarını ele alacak bir “Ortak Çalışma Grubu” oluşturuldu.

TOPLANTIDA KONULAR MASAYA YATIRILDI

Madencilik sektörünü doğrudan etkileyen birçok önemli konunun ele alındığı toplantıda konuşulan konular arasında şunlar yer aldı; yeni yasa tasarısında tüm izin ve ruhsat süreçlerinin tek elden yürütülmesi, üretim yapılmayan ya da çalışılmayan dönemlerde geçici tatil durumundaki ocaklardan orman izin bedeli alınmaması veya uzlaşılabilir bir bedel belirlenmesi, orman izin bedellerine yapılandırma imkanının getirilmesi, maden haklarının mülkiyet hakkı kadar güçlü bir yapıya kavuşturulması ve yatırım ortamının öngörülebilir bir hale getirilmesi, zeytincilik ile ilgili düzenlemelerde yer alan muafiyetlerin doğal taşları da kapsayacak şekilde genişletilmesi, bilimsel çalışmalar ışığında tarım ve madencilik faaliyetlerinin aynı anda yapılabileceği ortamların oluşturulması ve kanunda yer alan kısıtlayıcı hükümlerin kaldırılması, madencilik faaliyetlerinde alan kısıtlamasının kaldırılması ve Çevresel Etki Değerlendirme alanı kadar genişleme iznine müsaade edilmesi, orman sınırını aşma gibi durumlarda hapis cezası yerine uyarı veya idari para cezası gibi yaptırımların uygulanması.

SEKTÖRÜN GELECEĞİ İÇİN DÖNÜM NOKTASI

Toplantıda alınan kararların, sektörün geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olacağı belirtilirken, düzenli istişarelerle sorunların çözümü ve sektörün daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşması adına çalışmaların devam edeceği vurgulandı. İstanbul Maden İhracatçıları Birliği ve Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğiyle oluşturulan yol haritalarının hem tarım hem de madencilik sektörlerinin uyum içinde çalışabileceği bir ortam yaratacağına olan inanç dile getirildi.

Marble Trend Özel Araştırma: Dünyada neler oluyor?

0

Kriz İtalya’yı ‘pas’ geçti

Doğal taş üretiminde dünyanın en büyük iki ülkesinden biri olan Türkiye özellikle blok pazarında sıkıntılı günler yaşarken İtalya’da durum farklı görünüyor. 2024’ün ilk 5 ayına dair rakamlar, dünyayı etkileyen ekonomik durgunluğa karşın İtalya doğal taş sektörünün güçlü bir şekilde yola devam ettiğini ortaya koydu. 5 aylık periyotta İtalya’nın doğal taş ihracatından elde ettiği gelir, geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla yüzde 4.2 artış gösterdi.

ÇİN PAZARI % 17.5 BÜYÜDÜ

Ancak Türkiye ile İtalya arasındaki asıl fark blok pazarında ortaya çıkıyor. Çünkü İtalyanlar’ın 2024’ün ilk 5 ayındaki blok ihracatı yüzde 9.1’lik artış göstermiş durumda. Rakamlar, Çin pazarından elde edilen gelirin de yüzde 17.5’lik artışla 84.9 milyon Euro’ya ulaştığını işaret ediyor. İtalya’nın işlenmiş ürün ihracatında ise yüzde 3’lük bir büyüme söz konusu. İşlenmiş ürün ihracatının lideri konumundaki ABD pazarında da İtalyanlar 5 aylık dilimde yüzde 12.1’lik artışla 205.2 milyon Euroluk gelir elde etti.

 

MAKİNE İHRACATI DARBE ALDI

İtalyanların makine ve sarf malzeme ihracatı ise tam tersi bir grafik çiziyor. 2024’ün ilk 5 ayında bir önceki yıla oranla yüzde 13.6 daralma gösteren İtalyan makine sektörü en büyük darbeyi ABD’den yedi. İtalya’nın en fazla makine ve sarf malzeme ihraç ettiği ülke olan ABD’de yaşadığı yüzde 43.4’lük sert düşüşe, Almanya’daki yüzde 32.4’lük, Canada’daki yüzde 6.3’lük gerilemeler eşlik etti. Garip olan tablo ise Türkiye’ye olan makine ihracatının, ülkemizdeki zorlu ekonomik koşullara karşın yüzde 63.7 büyümesi oldu.

 

 

Brezilya zirve yaptı

Doğal taş sektöründe son 2 yılın en dikkat çeken ülkesi Brezilya şüphesiz… Birbirinden renkli ve göz alıcı taşlarıyla güçlü bir ivme yakalayan Brezilya’nın bu hareketliliği rakamlara da yansımış durumda. 2024 yılının ilk 4 aylık verilerine göre Brezilya, son 10 yılın en yüksek doğal taş ihracatına imza attı. Ocak-Nisan 2024 döneminde 387,9 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren ülke, 2023’ün aynı dönemine oranla gelirini yüzde 15.7 artırmayı başardı. Brezilya Doğal Taş İhracatçıları Merkezi (Centrorochas) tarafından açıklanan veriler, ABD pazarının Brezilya için değerini de ortaya koydu. Brezilya’nın ihraç ettiği ürünlerin yüzde 58’i ABD’nin yolunu tutarken, Çin yüzde 14.1 ile ikinci, İtalya yüzde 6,7 ile üçüncü, Meksika yüzde 5 ile dördüncü, İngiltere ise yüzde 1.6 ile beşinci sırayı aldı.

Portekiz’de kayıp: Yüzde 9.2

Türkiye gibi doğal taş sektöründe sert rüzgarların estiği bir diğer ülke de Portekiz… 2024’ün ilk yarısına dair rakamlar, Portekiz doğal taş sektörünün yaşadığı kaybı net bir şekilde ortaya koyuyor. Ocak-Haziran 2024 döneminde toplam 937 bin 568 tonluk doğal taş ihracatı gerçekleştiren Portekiz, 241 milyon Euro kazanç elde etti. Bu rakam 2023’ün ilk 6 ayı ile kıyaslandığında yüzde 9.29’luk gelir kaybını işaret ediyor. Ürün miktarındaki düşüş ise yüzde 12.36 düzeyinde. Portekiz için pozitif kabul edilebilecek tek veri ise ton başına gelir rakamları. 2024’ün ilk 6 ayında ton başına 257.9 Euro kazanç sağlayan ülke, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 3.51’lik fiyat artışı sağlamış durumda.

Almanya’da sert düşüş

Dünya genelindeki ekonomik durağanlığın etkisini gösterdiği ülkelerden biri de Almanya… Avrupa’nın dev ülkesinde 2023 yılına dair istatistikler, inşaat sektöründeki durumu anlatmaya yetecek türden. Öyle ki, Almanya’da doğal taş tüketimi, 2023 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 19.1’lik sert bir düşüş yaşadı. Doğal taşa harcanan rakam 629.9 milyon Euro olarak açıklandı. 2023’e kadar son yıllarda ortalama yüzde 6 büyüyen doğal taş pazarının bu sert düşüşü, hem yerel hem de uluslararası boyuta yansıdı. Almanya’daki yerel doğal taş üretimi yüzde 5.4, doğal taş ihracatı yüzde 31.4, doğal taş ithalatı ise yüzde 4.3 gerileme gösterdi. Alman Doğal Taş Birliği (DNV), 2025 yılına kadar bu düşüş eğiliminin tersine dönmesini beklemediklerini açıkladı.

Stone+tec Nürnberg büyümeye devam

0

Bizimkisi bir aşk hikayesi… Nostaljik bir film gibi… Nürnberg Stone+tec özel bir fuar bizim için. Neden mi? 2007 yılında yayın hayatına başlayan Marble Trend’in ilk uluslararası fuarıydı Stone+tec. Bu yüzden her defasında büyük bir heyecan ve keyifle yerimizi alıyoruz Nürnberg Messe’de. Ve fuarın her geçen yıl geliştiğini görmek de bizi ayrıca mutlu ediyor.

10 BİN 800 ZİYARETÇİ

Nürnberg Messe’de 19-22 Haziran 2024 tarihleri arasında 4 holde düzenlenen fuarda 20’den fazla ülkeden yaklaşık 250 katılımcı ürünlerini sergileme fırsatı buldu. Doğal taş makina teknolojileri ve sarf malzemeleri üreten firmaların ağırlıkta olduğu fuarı, çoğunluğu Almanya ve komşu ülkelerden olmak üzere yaklaşık 10 bin 800 kişinin ziyaret ettiği açıklandı. Uluslararası ziyaretçilerde ise ağırlığın İtalya, Hindistan ve Çin’de olduğu ifade edildi.

KATILIMCI SAYISI % 20 ARTTI

Stone+tec 2022 ile karşılaştırıldığında katılımcı sayısı yüzde 20, ziyaretçi sayısı ise yüzde 12 artış kaydetti. Fuarda Türk katılımcı olarak Mutlu Makine ve Medmar yer aldı. Bu yıl Tile+tec de Stone+tec’in bir parçası olarak ilk kez gerçekleşirken fuar kapsamını karoları da içerecek şekilde genişletti. Fuarın girişindeki açık alanda Alman Taş Ustaları Federal Birliği (BIV) tarafından düzenlenen genç yetenekler yarışması da büyük ilgi gördü.

TÜRKİYE’DEN TEK DERGİ

Marble Trend olarak bizim sözümüz belli. Doğal taş ticaretinin olduğu her yerde olmak… Stone+tec’te de fuardaki tek Türk dergisi olarak Türk taşlarının tanıtımı için üzerimize düşeni yaptık. Media Lounge’da dağıtımını gerçekleştirdiğimiz 66. sayımız ziyaretçiler tarafından yakın ilgi gördü. Marmomacchine International temsilcisi ile birlikte haberleri dünya tarafından referans kabul edilen iki dergi olarak hatıra pozu vermeyi de unutmadık.

 

 

AFAG: GURUR DUYUYORUZ

Fuar organizatörü AFAG’ın genel müdürleri Henning ve Thilo Könicke, “Etkinliğin konsepti başarılı oldu. Stone+tec, Tile+tec ve Kongre’nin birleşimi iyi çalıştı. Endüstri derneklerine ve katılımcılara güçlü bağlılıkları için teşekkür ediyoruz. Stone+tec’in geldiği noktayla gurur duyuyoruz ve fuarı endüstrinin çıkarları doğrultusunda geliştirmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Bir sonraki Stone+tec 17-20 Haziran 2026 tarihleri arasında Nürnberg Messe’de gerçekleştirilecek.

Marble Trend Özel Analiz: Her yer karanlık!

0

Genel Yayın Yönetmenimiz Hasan Ercazip, doğal taş sektöründe 2024’ün fotoğrafını çekti…

“Karanlıkların en yoğun olduğu an, aydınlığa en yakın andır…” derler. Doğaltaş sektöründe özellikle son 2 yıldır ciddi bir kriz söz konusu… Eskiden “2024-2025 sorunlu görünüyor ama sonrasında işler düzelir” tarzı değerlendirmeler yapılırken tünelin ucunda halen hiçbir ışık görünmüyor. İnsan ister istemez şu çıkarımı yapıyor: Karanlıkların en yoğun olduğu ana halen gelmedik! Gelin o karanlıkların biraz içine dalalım…

Talepte düşüş, arzda fren

Sorunları iki temelde incelemek gerekiyor. Birincisi küresel durum. Dünya ekonomisinde son dönemde sıkıntıların yaşandığı, ticaretin yavaşladığı söylenebilir. Bu durum doğal taş sektörüne etki ediyor tabii ki. Farklı farklı pazar analizlerine girmeden talepte genel bir düşüş söz konusu. Bu durum da arzı frenliyor. Çoğu firma standart kapasitelerinin altında çalışıyor, bazı ocaklar kış sezonuna erken giriyor!

Kanayan yara blok pazarı

Doğal taş sektörü için en büyük sorun blok pazarında. Özellikle 2022 ve 2023 yılları bıçak kemiğe dayandığı dedirtse bile, blok pazarının 2017’den bu yana adım adım gerilediğini söylemek mümkün. 2017 yılında 5 milyon 663 bin ton blok mermer ihraç edilirken, 2023 sonu itibarıyla bu miktar 3 milyon 436 bin tona gerilemiş durumda. Kazançta ise 1.1 milyar dolar seviyesinden 665 milyon dolara inilmiş durumda.  Yani kayıp yaklaşık yüzde 50.

Çin’de kurallar değişiyor

2024 Xiamen fuarının sektör için ciddi bir şok olduğunu söylemek mümkün. Brezilya ve İtalya firmaları dolup taşarken Türk stantlarına ilginin neredeyse yok denecek kadar az oluşu herkesi şaşırtmıştı. Şu net ki, Çin’de artık oyunun kuralları değişiyor. Çin, sektörün ‘ağır işçisi’ rolünden sıkılmış durumda. Daha az ama daha karlı iş mantığı öne çıkıyor. Yani artık Çin pazarı, “Ne verirsen alır” noktada değil. Sektörün Çin pazarından beklentileri de düşmüş durumda. Bu durum 2025 fuarına yönelik talepten de çok net anlaşılıyor!

Süveyş krizi ekstra yük

Çin’deki bu krizin üstüne Süveyş Kanalı’ndaki krizi de ekleniyor. Bölgedeki saldırılar nedeniyle Süveyş Kanalı’ndan uzak duran yük gemileri Ümit Burnu’nu dolaşıyor. Navlun bedellerindeki artış ayrıca ihracatçının üzerine yük olarak biniyor. Bu durumda 30-32 gün süren teslimat süresi 2 aya çıkıyor, satılan malın paraya çevirme süresi uzuyor. Çinli alıcılar ürünlerini daha çabuk temin edebilecekleri Kamboçya gibi alternatiflere yöneliyor!

Sürprizler öne çıkmalı

Moda kesinlikle önemli. Ancak bir renk ya da taş moda olduğunda aynı bölgede, neredeyse dip dibe açılan ocakların ne sonuç verdiğini görmenin zamanı gelmedi mi? Sanıyorum 4 yıl önce Xiamen’de Çinli dostum Tim Wu, “Türkiye doğaltaşın sürprizler ülkesi” demişti. Son dönemde sanki bu kimliği unutmuş gibi sektör. Benzer tonlar, benzer taşlar yerine insanları şaşırtacak, fuarda pek benzeri olmayan sürprizleri öne çıkarmak şart.

Pazarlık kozu Hindistan’da

Çin’deki durağanlığın artık kalıcı hale geldiği yönündeki izlenimin altını çizmiştik. Hindistan ağırlıklı çalışan bir dostumun “Çin uzmanları bile artık bize Hindistan’a iş yapmanın detaylarını soruyor” sözleri çok şey anlatıyor. Ama Hindistan pazarında da 2024 pek keyifli geçmiyor. Ayrıca Hintli müşterilerin, Çin’deki durağanlığı bir pazarlık kozu olarak gördüklerini duyuyoruz. Sürekli fiyat kırmaya çalışan müşteriler, can sıkıntısını ikiye katlıyor. Aynı şekilde Mısır pazarında da yaprak kımıldamıyor.

ABD’de ‘yasak’ beklentisi!

Biliyorsunuzdur, geçtiğimiz yılın sonunda Avustralya’da alınan silisyum kaynaklı ölümler nedeniyle kompozit taşların kullanımı yasaklanmıştı. Bu kararın ardından Yeni Zelanda’da da sendikalar, Çalışma Bakanı’na kompozit taşların yasaklanması için çağrıda bulundu. ABD’de de benzer şekilde konunun medyada daha çok konuşulur hale geldiği, olası bir yasağın tartışıldığını öğrendik. Peki yasak gelirse ne olur? ABD pazarında ciddi bir patlama yaşanır mı? Pandemi dönemindeki renovasyon hareketliliğine benzer bir artış gelir mi? İhtimal çok yakın.

Fuar mantığı değişmeli

Fuarlar konusunda son dönemde sektördeki insanlarda konuştuğumuzda bir değişim talebi öne çıkıyor. Dünyayı daha derinlemesine okumaya çalışanlar için fuarlarımızın, fuarlardaki sergi mantığımızın geldiği nokta şu: Kendimizi tekrarlamak… 3 boyutlu bir gözlükle fuarın içini gezdiğinizi düşünün. Hemen hemen birbirinin aynı stantlar, birbirine benzer taşlar ve hammadde sergilemenin ötesine geçemeyen sunumlar. Yaratıcılığı ve sanatı öne çıkaran sunumların ve İzmir fuarını çok daha renkli bir hale getirmenin zamanı geldi gibi duruyor.

Maliyetler bel büküyor

Sektöre yönelik özeleştirileri sıralarken, dış etkenlerin altını da çizmek gerek. Maliyet artışları öyle bir noktada ki, sektörü ciddi anlamda sallıyor. Sektörde yeni ocak, yeni yatırım iştahının yerini yarın korkusu almış durumda. Genel seçimlerin yapıldığı 14 Mayıs 2023 itibarıyla 18.50 lira olan mazot bugün 43 liraya tırmanmış. 8.500 lira olan asgari ücret, 17 bin 2 lira olmuş. Buna karşın dolar 19.64’ten 34.15 seviyesine ulaşmış. Bu durumu müşterisine yansıtamayan ihracatçı, aradaki farkı sübvanse etmekten bunalmış!

Şimdi hesap devri

Tüm bunların sonucu mu? Bir fuarcı dostumuzun, “Ağabey mermercilerin maliyet muhasebesi yaptığını ilk kez gördüm” sözlerinin üzerinden sanırım 3-4 yıl geçti. Şimdi ise devir hesap devri… O mermerciler, bugün hangi kalemden nasıl tasarruf edeceğini, gemiyi nasıl yüzdüreceğini düşünüyor! Kimi ocağını erken kapatıyor, kimi satışa çıkarıyor, kimi makine almaktan kaçıyor. Yeni yatırım yapmak uzak ve ürkütücü geliyor. Başta da dedik ya, karanlıkların ardında henüz ışık görünmüyor.

Ahmet Hatem Körfez pazarını değerlendirdi: Malzeme kalitesi farkı belirler

0

Türk doğaltaş sektörü için Dubai ve Körfez pazarına biraz daha yakından bakmak şart… Bu noktada Körfez pazarının uzmanı ve aynı zamanda bizden biri olan Amco Marble Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hatem’in desteğine başvuruyoruz. Hatem öncelikle Körfez pazarını değerlendirirken, “Talebin çok nazlı olduğu bir dönemden geçiyoruz. Sadece Körfez bölgesinde değil tüm dünyana seçiciliğin arttığını görüyoruz. Burada malzeme kalitesi öne çıkıyor. Kaliteli ve iyi taşlara olan ilgi her zaman var. Pazara iyi malzeme sunan, profesyonel ve maliyet muhasebesini iyi yapan firmalar yoluna devam ediyor” diyor.

Geçiyoruz Amco Marble’a… 2001’de Mısırlı ithalatçı bir firma olarak çıkılan yolda bölgenin en büyük firmaları arasına giren Amco, Verona Marmomacc’ta da yeni makine yatırımlarına imza attı. Ahmet Hatem, Körfez bölgesinde birbirinden önemli projelere imza attıklarını belirtirken “Seçici olmak ve teknolojiyi en iyi şekilde takip etmek günümüz ticaretinin olmazsa olmazları. Biz de yeni yatırımlarla teknolojik olarak firmamızı daha ileriye taşımaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Son olarak doğal taş sektöründeki modaya geliyoruz… Ahmet Hatem sözlerini şöyle noktalıyor: “Son dönemde butik, hareketli ve belirgin bir şekilde farklı taşların pazarda güçlendiğini görüyoruz. Türkiye beyaz, gri ve bej taşlar kadar butik taşlar konusunda da zengin bir ülke. Pazara biraz daha butik taşlardaki bu zenginliğin sunulacağı günlere doğru ilerliyoruz bence. “

İMİB Başkanı Eyüp Batal, Marble Trend’e konuştu: Sektörde yarın endişesi var

0

RÖPORTAJ: HASAN ERCAZİP

Sanıyorum 7 yıl önce… İMİB’in bir toplantısı için İstanbul’dayız… Ortaköy’deki toplantı bitiyor, Taksim’e doğru gitmek için otobüs durağına yürüyorum. O sırada bir araç yanımda duruyor, İMİB’in yeni yöneticilerinden Eyüp Batal “Hasan Bey buyrun” diyor. Araca biniyorum, mermer sektörünü yeni yeni tanıyan iki iletişimci olarak sohbete başlıyoruz. Ve iletişimimiz de hep bu samimiyet ve saygı ile ilerliyor… Yıllar sonra Eyüp Bey, İMİB’in başkanlık koltuğuna oturunca, bize de İstanbul’a gidip yeni başkana başarılar dilemek ve aynı zamanda sektördeki ilk röportajına imza atmak düşüyor.

“MAKSİMUM FAYDAYI SAĞLAMAK İSTİYORUZ”

‘Hayırlı olsun’ diyor ve başkanlık sürecini soruyuz… Eyüp Bey, her zamanki doğallığıyla söze giriyor ve şöyle özetliyor: Yönetim olarak aldığımız görevi tamamlama, sorumluluğumuzu yerine getirme fikrini benimsedik. Erol Yüce ve Metin Çekiç başkan yardımcılığı görevini üstlenirken, başkanlık görevini ben üstlendim. Biz de burada maksimum faydayı yaratmayı çalışacağız.”

“WAF BİZİM İÇİN BİR BAŞLANGIÇ”

Eyüp Bey tam bu sırada, Marble Trend’in 66. sayısındaki Dünya Mimarlar Festivali (WAF) haberini inceliyor. Bu adımın çok değerli olduğu hatırlatıyor ve şu noktaların altını çiziyor: “World Architecture Festival (WAF) bizim için yeni dönemin önemli projelerinden biri. Tüm dünyadan mimarların projelerine prestij sağlamak amacıyla katıldıkları bir etkinlik. Dünya çapındaki projelerin karar vericilerine dokunabileceğimiz bir yer. Bu etkinlikte en iyi doğaltaş kullanımına da İMİB tarafından EİB ve BAİB iş birliğiyle “Best Use Stone” adı altında bir ödül verilecek. Turkish Stones markası altında Türk doğal taşlarını etkinliğe katılan mimarlara sunacağız. Ancak WAF bu alandaki projelerimizin başlangıç noktası. Milano’dan Singapur’a karar vericilerin olduğu dev organizasyonlarda Turkish Stones markasını parlatmak için önemli adımlarımız olacak.”

“EN BÜYÜK SORUN MALİYET ARTIŞLARI”

Dönüyoruz Türkiye’ye… Sektörde ciddi sıkıntıların kulağımıza geldiğini hatırlatıyorum Sayın Batal’a… ‘Maalesef’ diyerek söze giriyor ve “Bundan 6 ay ya da 1 yıl önce sektörde yatırımcı iştahı vardı, insanlar izinleri bekliyordu. Ancak şu an yatırım iştahı değil yarın endişesi var çok ciddi boyutlarda. Sektördeki şu an en önemli gündem maliyet artışları ve insanların finansal zorlukları. Dolar karşısında maliyetlerin sürekli yükselmesi söz konusu. Bu konuda birlik bünyesinde bir dosya hazırladık. Son 1 yılda doların artışı ne, maliyetlerin artışı ne, ihracatçı ne durumda? Bunları dosya halinde ilgililere sunuyoruz.” diyor.

“KURUMSAL DEVAMLILIK ÖNEMLİ BİR HEDEF”

Sektörün sorunlarının kamuya aktarımında da bir değişimin altını çiziyor İMİB Başkanı Batal… “Biz artık set halinde konuşuyoruz. Herkes kurumsal açıdan neleri takip etmesi gerektiğini biliyor. Ben, “Size iki sene önce geldiğimizde bu konu vardı, hala var” demek istiyorum. Ya da örneğin bundan 10 sene sonra dönemin başkanı gittiğinde “Bakın 2024’te size sunulan dosyada bir numaralı bir konu buymuş. Halen sorun setimizde bu var” desin. Bunu da her defasında sorumluların önüne koyalım. Görülsün ki unutmuyoruz, gündemimiz değişmiyor. Rüstem bey, madencilikle ilgili Avrupa’dan harika örnekler sundu. Biz buradaki başkan iletişimini kurumsal iletişim olarak yapmak istiyoruz. Bir başkanın yaptığını yeni gelen yönetim kaldırabilir. Ancak kurumsal üretim, yönetimler değişse de yeni dönemde kullanılabilir. Bu açıdan kurumsal devamlılık çok önemli.”

“MADENCİLİK ALGISI FARKLILAŞIYOR”

Burada madencilik algısıyla ilgili çalışmaları soruyoruz. Eyüp Başkan, gelinen noktayı şöyle özetliyor:Sizin daha önce ‘Madenciler artık savunmada değil’ başlıklı bir yazınız vardı. Biz önce bu mantığı benimsedik. Türkiye’de madencilik son teknolojiyle yapılıyor, harika örnekler var, bunları da çıkıp herkesle tartışırız dedik. Bugün belli bir noktaya gelindiğini düşünüyorum. Örneğin insanlar artık ‘Madencilik yapılmasın’ demiyor. Bunun gerekliliğine ikna olmuş durumda. Burada karşımıza iki konu çıkıyor. Madeni çıkarırken halka ve çevreye herhangi bir zarar veriyor musunuz? İkinci soru da işiniz bittiğinde burası nasıl olacak? Biz medyanın mutfağındaki dili değiştirmek istiyoruz. ‘Yine bir maden kazası’ denmesin mesela. Maden ocağı konusunda o başlığı atmadan bilgi alınsın. Bunları sağlamak değerli. Kimse vatan haini değil. Bir yerlerde oturup konuşunca, bir noktaya geliyorsunuz. Önümüzdeki süreçte madencilik konusunda en hassas görünen kanallarda bazı programlar yapma düşüncemiz var.”

“HUKUKSAL SIKINTIYA ÇÖZÜM HAVUZU”

İletişimin sektör içinde de anahtar bir faktör olduğuna inanıyor Eyüp Batal… Bu anlamda hukuk örneğini veriyor: Birlik içindeki iletişimi de geliştirmek için çabalıyoruz. Örneğin istiyorum ki, sektör hukukçularını bir yerde buluşturayım, bu insanlar birbirlerine tecrübelerini aktarsınlar, kimse çözülmüş bir problemle uğraşmasın. Konya’da bir şirket ormanla ilgili bir konuyu hallettiyse, Isparta’da hallettiyse, Afyon’daki başvuruya bu dayanak olsun. Desin ki, “Isparta Bölge Müdürünüz böyle bir karar almış, emsal niteliği taşıması gerek.” Hukuk komitemiz bu anlamda çok iyi. Şimdi maden yönetmelik taslağı konusunda çok güzel bir çalışma yapıldı. İstişare kültürü oluşunca, güzel çalışmalar çıkıyor ortaya. Bu durum sizin karşınızdakileri de etkiliyor. Ne istediğini bilen, konuya hakim insanlarla muhatap oluyorlar. Bu yüzden sektörde fayda sağlayabilecek herkesi hukuk komitemize davet ediyorum.”

“MABLE İZMİR FUARI FESTİVAL GİBİ OLMALI”

İzmirli olarak Marble İzmir’i sormadan olmaz… İMİB Başkanı Batal, burada farklı bir pencereden yaklaşıyor ve şunları söylüyor: “Fuarlar konusunda fikrimiz net. ‘Konfor alanımızdan çıkmayalım, riske girmeye gerek yok’ mantığına karşıyız. Bizim asıl hedefimiz, karar vericilerin fuarda kalış süresini uzatmak. Adam bir elinde çekçekle hızlıca şu fuarı bir göreyim düşüncesinde olmamalı. Biz nasıl ‘Verona’ya gidiyoruz’ dediğimizde doğaltaşla hiç ilgisi olmayan biri bile “Ben de geleyim” diyorsa, aynı şeyi İzmir’de de yapabiliriz. İzmir’in potansiyel olarak Verona’da eksiği yok, fazlası var. İzmir Efes’i, Meryem Ana’sı, doğası, gastronomisi, her şeyiyle müthiş bir yer. Artık dünyada farklı bir bakış açısı var. Sen farklı şeyler üreterek insanların sosyal medya paylaşımlarının bir parçası oluyorsan, keyif katabiliyorsan işin içine, bir ilgi odağı haline geliyorsun. Örneğin daha önce İzmir’e, Kordon’a bloklardan bir sahne hediye edelim dedik. Mermerin üzerine bir barkod koyuyorsun, merak eden okutuyor ve taşın nereden geldiğini, öyküsünü öğreniyor. Böylelikle yıl boyu açık bir etkinlik ve sergi alanı yaratılmış oluyor. Fuar dönemi için de örneğin orada bir konser verilir, fuarın katılımcısı, ziyaretçisi için de bir sosyalleşme alanı oluşur. Örneğin Verona’da gündüz fuar oluyor, akşam insanlar çıkıyor, yemeğini yiyor, gece Erbe Meydanı’nda yeniden bir araya geliyor, sosyalleşiyor. Buradaki ana amaç fuardaki katılımı, katılım süresini ve insanların kaynaşmasını artırmak. Bizim genel felsefemiz mevcut şeyleri tekrar etmek değil, yeni şeyler denemek. Bu yeni denemelerin bazıları başarısız olabilir. Buna hiçbir itirazım yok. Ama aynı şeyleri tekrar tekrar yapma sıradanlığını aşmamız gerekiyor.”

“FAYDA YARATMAK İÇİN BURADAYIZ”

Son olarak 2 yıl sonrasını soruyoruz Eyüp Batal’a… Sayın Batal noktayı şöyle koyuyor: “Biz bir fayda yaratmak için buradayız. Fayda yaratma ihtimali olmayanların bu koltuklarda yer almaması büyük önem taşıyor. Şu an itibarıyla iki sene sonrasını öngöremiyorum. Ancak biraz önce vurguladığım gibi biz fayda yaratmak için bu görevdeyiz.”

250 yıllık tarihe Fortiori dokunuşu: Rami Kütüphanesi

0

Bir yanda tarihi bir eser… 1770’lerde 40 bin metrekarelik bir alana inşa edilmiş, yaklaşık 250 yıllık bir yapıt… Eski adıyla Rami Kışlası… Diğer yanda, 70 yıllık maziye sahip, 3. Kuşağın yönetiminde ilk günkü enerjisi ve yüksek teknoloji ile donatılmış kalitesiyle iş yapmaya devam eden bir şirket… Gökyar Mermer… İşte tam bu noktada tarihi bir yapının, usta ellerle buluşmasından büyüleyici bir güzellik çıkıyor karşımıza: Rami Kütüphanesi…

250 yıllık bir kışla, 1.5 yıllık restorasyonun ardından bambaşa bir yüzü bürünmüş. İçinde 2 milyondan fazla kitabın yer aldığı, sergi salonlarıyla, müzesiyle eşsiz bir kültür merkezi Rami Kütüphanesi… Aynı zamanda dünyanın en geniş alana yayılmış üçüncü kütüphanesi özelliğini taşıyor. Yemyeşil bir avlu içinde tarihin ayak izlerini takip ediyorsunuz adeta. Bu eşsiz ve tarihi eseri aynı havayı koruyan bir mimari ile restore eden elleri de takdir etmek gerekiyor.

 

 

 

Projenin binanın tarihi dokusuyla bu denli uyumlu olmasını sağlayan noktaya geliyoruz. Doğal taş tedarik ve uygulamaları… Gökyar Mermer’in dış mekan, peyzaj, sert zemin uygulamaları ve kent mobilyaları üzerine yoğunlaşan kardeş firması Fortiori Stone, Avrupa’nın bir çok kentine yaptığı usta işi dokunuşu Rami Kütüphanesi’ne de yansıtmış. Firmanın Bilecik Söğüt’teki ocağından üretilen Cappuccino taşı, projeye gerçekten kusursuz bir şekilde uyum sağlamış. Fortiori Stone Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Keleş de Rami Kütüphanesi’nin çok özel bir miras olduğunun altını çiziyor.

Projeyle ilgili bilgi veren Keleş, Rami Kütüphanesi’nin şunları söylüyor: Yaklaşık 250 yıllık tarihi ile Rami Kışlası; restorasyon, renovasyon ve yeniden inşa projesinin tamamlanmasıyla İstanbul’un en önemli kültür mekanlarından biri haline geldi. Tüm mekanlarda Cappuccino (Söğüt Beji) taşımız kullanılarak alan düzenlemeleri gerçekleştirildi. Yer döşemelerinde farklı ölçülerdeki taşların farklı yüzey işlemleri ile kullanılmasıyla mekânsal ayırımlar belirginleştirildi. Yer döşemelerinde 8 cm. kalınlığında taşlar kullanıldı. Toplam 10 bin metrekarelik bu projede yer almaktan gurur duyuyoruz.”

İMİB Yönetim Kurulu’ndan Marmara Adası’na ziyaret

0

4 Aralık Dünya Madenciler Günü’nde; İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu, Marmara Adası’nda madencilerle bir araya geldi. Marmara Mermerciler ve İş İnsanları Derneği (MARMİAD)’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen ziyaret kapsamında geçtiğimiz günlerde toprak kaymasının yaşandığını maden ocağında incelemelerde bulunuldu.

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’nde mermer sektörünün önemli merkezlerinden olan Marmara Adası’na giderek, temaslarda bulundu. Marmara Mermerciler ve İş İnsanları Derneği (MARMİAD) Genel Başkanı Halil Kan ve yönetiminin ev sahipliğinde gerçekleştirilen ziyaret kapsamında, geçtiğimiz günlerde toprak kaymasının yaşandığı maden ocağında da incelemeler yapıldı.

Sektörün sorunlarının, çözüm önerilerinin ve gelecek hedeflerinin masaya yatırıldığı ziyaretin ardından İMİB’den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Madencilik, insanlık tarihinin en köklü mesleklerinden biri. Ülkemiz de bu mesleğin doğuşundan itibaren sahip olduğu zengin doğal kaynaklarla dünya sahnesinde önemli bir konumda yer alıyor. Bu potansiyeli tam anlamıyla hayata geçirmek ve gelecek nesillere miras bırakmak da hepimizin ortak sorumluluğu. Bunun yolu da birlik ve dayanışmadan geçiyor. Birlik ve beraberlik, madencilik sektörünün en büyük gücüdür ve İMİB olarak bu gücü tüm paydaşlarımızla birlikte daha ileriye taşımayı hedefliyoruz. Hep birlikte çalışarak, Türk madencilik sektörünü daha güçlü ve daha itibarlı bir konuma getirebiliriz.”

İMİB Başkan Yardımcısı Çekiç: ‘Madencilik sektörü destek bekliyor’

0

İMİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Metin Çekiç’ten Dünya Madenciler Günü mesajı: ‘Madencilik sektörü destek bekliyor’

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Metin Çekiç; 4 Aralık Dünya Madenciler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, madencilerin ülke ekonomisine olan katkısına dikkat çekerek bu yıl için kamuya olan mali yükümlülüklerinde artış yapılmamasını ve geçmiş yıllara ait borçların yapılandırılması talebinde bulundu. Çekiç, sektörün sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıya kavuşması için gerekli desteklerin sağlanması gerektiğini vurguladı.

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Metin Çekiç, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü vesilesiyle bir açıklama yaptı. Yer altının zenginliklerini büyük bir özveri ve emekle gün yüzüne çıkaran madencilerin çok değerli bir işe imza attığına dikkat çeken Metin Çekiç, “Doğal kaynaklarımızın ülkemizin kalkınmasına katkı sağlaması için gösterilen çaba, geleceğimizin teminatıdır. Yapılan çalışmalar ülkemizin ihracatına ve ekonomisine güç katarken, sürdürülebilir ve çevre dostu madencilik anlayışının benimsenmesi bizler için gurur kaynağıdır. Bu vesileyle tüm madencilerimizin Dünya Madenciler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Metin Çekiç

BU YIL ARTIŞ YAPILMAMASINI TALEP EDİYORUZ

Türkiye’de madencilik sektörünün ve madencilerin ülkenin geleceği için çalıştığına dikkat çeken Metin Çekiç, “2023 yılı için yüzde 122,93’lük Yeniden Değerleme Oranı belirlenmiş, orman arazi bedelleri için de bu oran geçerli olmuştu. Madencilik sektörü, dünya örneklerine göre çok yüksek Orman Kullanım Bedeli ödüyor. 2021’de 2,1 milyar TL olan bu bedel, yeniden değerleme oranı nedeniyle 2023’te 5 milyar TL seviyesini aşmıştı. 2024’te de maliyetlerimiz giderek yükseldi. Bu durum, sektöre ciddi maliyet yükü getirirken, rekabet gücünün de zayıflamasına neden olmuştu. Bu yıl da benzer bir durum ile karşı karşıyayız. Madenciler olarak kamuya olan mali yükümlülüklerimizde bu yıl için artış yapılmamasını talep ediyoruz. Yeniden değerleme oranında yapılacak artış tüm sektörümüzü etkiliyor. Yeniden yüksek artışların gelmesi, başta doğal taş firmaları olmak üzere maden sektöründeki firmaların kapanmasına neden olacaktır.” dedi.

YAPILANDIRMA VE TAKSİTLENDİRME İMKANI

Türkiye’de madencilik sektörünün 6 milyar dolardan fazla ihracata imza attığının ve 150 bin kişiye istihdam sağladığının altını çizen Metin Çekiç, bunların dışında madencilik sektöründe faaliyet gösteren başta doğal taş firmaları olmak üzere, tüm firmaların geçmiş yıllara dair ödemesi gecikmiş borçlarının yapılandırılması ve taksitlendirme imkanının tanınmasının yararlı olacağını söyledi. Madenciliğin kesintiye uğramadan devam eden bir kamusal hizmet olması gerektiğine vurgu yapan Metin Çekiç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Madencilik sektörü olarak, kamu yararını en üst düzeye çıkarmak için büyük bir özveriyle çalışıyoruz. ÖTV alınmayan diğer sektörlerle kıyaslandığında, yakıt gibi temel ihtiyaçlar konusunda benzer desteklerin madencilik sektörüne de sağlanması gerektiğine inanıyoruz. Arama faaliyetlerinde, işletme ruhsatına geçişin garantisi olmaması, sektörümüz için büyük bir risk teşkil ediyor. Mevzuat; arama döneminde başarı sağlanmış olsa bile, işletmeye geçişi karmaşık izin süreçlerine ve ek harçlara bağlıyor. Üstelik bu izinler, birçok farklı kuruma bağlı olduğundan olumsuz bir karar tüm emeğin boşa gitmesine neden olabiliyor. Türkiye olarak altın, bakır, çinko ve diğer ham madde ithalatına bağımlılığımızı göz önüne aldığımızda, yer altı kaynaklarımızın değerlendirilmesi hayati bir önem taşıyor. Bu süreçlerin kolaylaştırılması ve sektörümüze daha fazla destek verilmesi, ülkemizin ekonomik büyümesine büyük katkı sağlayacaktır. Biz madenciler olarak, yıllardır hem kamuoyunu hem de bürokrasiyi bilgilendiriyoruz. Bu farkındalık sayesinde, yeni dönemde daha etkin bir destek mekanizmasının oluşacağına inanıyoruz.” Metin Çekiç, ayrıca KDV kanununda sadece altın, gümüş ve platin madenciliğine tanınan istisnaların diğer maden grupları için de tanınmasının büyük önem taşıdığında dikkat çekti.

Türk doğaltaş ihracatçılarının Dubai çıkartması

0

Ege Maden İhracatçıları Birliği (EMİB), 25-29 Kasım 2024 tarihleri arasında Dubai’ye düzenlediği “Sektörel Ticaret Heyeti” ile Türk doğal taş sektörünü Ortadoğu’nun kalbine taşıdı.

Dubai pazarının hala canlılığını koruduğunu söyleyen Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, “Bazı firmalar Suudi Arabistan’dan aldıkları projelerin üretim süreçlerini Dubai’de gerçekleştiriyor. Dubai, lojistik, iş gücü, maliyet avantajları veya üretim altyapısı nedeniyle tercih ediliyor. Dubai’de inşaat projeleri hız kesmeden devam ederken, gayrimenkul fiyatları da istikrarını sürdürüyor. Gayrimenkul talebi halâ güçlü ve piyasa sağlıklı bir şekilde büyümeye devam ediyor. Türk mermercilerine Dubai pazarında güzel şanslar var.” dedi.

Başkan Alimoğlu, “Dubai Sektörel Ticaret Heyetimizin B2B görüşmeleri kapsamında 30’a yakın alıcı firma heyet katılımcılarımızla buluştu. Her bir heyet katılımcımız ortalama 10 firma ile görüşme yaparak yeni bağlantılar kurma fırsatı elde etti. Ayrıca, ziyaret günlerinde heyet katılımcısı firmalarımız Dubai ve Sharjah’ta 9 firmayı yerinde ziyaret ederken fuar ziyaretleri sırasında bölgenin önde gelen firmaları ile de stantlarında görüşmeler gerçekleştirdi. Alıcı firmalar arasında bölgenin güçlü inşaat firmalarının yanı sıra tanınmış depo ve fabrika sahipleri de yer aldı. Bu yoğun ilgi, Türk doğal taşlarının Dubai pazarında güçlü bir konumda olduğunu bir kez daha gösterdi. Dubai’nin sabit nüfusu şu anda 3 milyon civarında ve 2040’a kadar 8 milyona ulaşacağı öngörülüyor. Kısaca yapılaşma Abu Dabi istikametine ve yeni havalimanı istikametine doğru yayılarak devam ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki mega projelerden biri olan ikinci Palmiye Adası da yolda.” diye konuştu.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin yıllık 350 milyon dolar doğal taş ihraç ettiğini söyleyen Başkan Alimoğlu, Türkiye’nin 62 milyon dolarlık ihracatla lider ülke konumunda olduğuna değinerek, “BAE’ye yönelik Türkiye geneli doğal taş ihracatımızı 2025 yılına kadar %15 artışla 71 milyon dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Sektörel Ticaret Heyetimiz dünya çapında ses getiren Big 5 Global Fuarı’yla eş zamanlı düzenlendi. Heyetimiz ikili görüşmeler sonrasında Dubai Big 5 fuarını da ziyaret etti. Bu sayede, ihracatçılarımız en yeni trendleri ve teknolojileri yakından takip etme fırsatı buldu. Bölgedeki inşaat projeleri ve doğal taş ithalatına dair güncel bilgilerle iş stratejilerini geliştirdiler. Sektörel Ticaret Heyetimizde kurduğumuz yeni iş bağlantıları gelecek yıllarda ihracat rekorlarımıza yenilerini ekleyecek.” dedi.

Dubai Sektörel Ticaret Heyeti’ne katılan firmalar;

Çelikkol Mermer, Haz Mermer, Başaranlar Mermer, Alimoğlu Mermer, Bersam Madencilik, Blok Traverten Mermer, BSA Mermer, Çiçekmersan Mermer, İz Granit, Kaymin Mermer, Mabella Marble, Marble Shop, Marmosium Mermer, Natur Mermer, Şenler Mermer, Traverten Mermer